Today's phrase is "jump to". This is a phrasal verb which means to make a quick
decision before seeing all the evidence.
For example, you can say, "Without giving me a chance to explain, my teacher jumped to the conclusion that I stole the missing laptop computer."
Türkçe Karşılığı :
f.) sıçramak, atlamak, fırlamak, zıplamak; sıçratmak, zıplatmak, fırlatmak, atlatmak; üzerinden atlamak; içine atlamak, binmek (tren); kışkırtmak, yuvasından çıkarmak; geçivermek (bahis, sayfa) jump a claim zorla sahip çıkmak (arazi) jump a horse atı bir yerden atlatmak. jump a train trene atlamak. jump at a conclusion birdenbire ve düşünmeyerek sonuç çıkarmak, durup dururken bir mana vermek. jump bail ortadan kaybolup kefili kefalet borcunu ödemeye mecbur bırakmak. jump on (k. dili) saldırmak, çatmak. jump out of one'(s.) skin hayretle yerinden sıçramak. jump over the broomstick (leh.) evlenmek. jump ship gemiyi haber vermeden terketmek (tayfa) jump the gun (argo) işaret verilmeden başlamak; yarışta hatalı çıkış yapmak. jump the track hattan çıkmak (tren) jumping jack sıçrayan kukla oyuncağı. jumping-off place en üst derece veya en son sınır. (i.) atlama, sıçrayış; atılış; bir atlayışta geçilen mesafe; birden silkinme; fırlayış, yükseliş (fiyat) broad jump uzun atlama . get the jump on one (argo) birinden evvel davranmak, üstün gelerek birini şaşırtmak. give one the jumps (argo) çok sinirlendirmek, tepesini attırmak. high jump yüksek atlama. jump bid (briç) deklarasyonda bir löve atlama. on the jump tetikte; çok meşgul, başını kaşıyacak vakti olmayan. the jumps fazla sarhoşluktan ileri gelen titremeli sayıklama hastalığı.
Daily Pronunciation
Kategorisine Ait
Diğer Konular