|
| 1. |
(İnsanları) Diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işâretler yapıp alay eden her fesâd kişinin vay haline! |
| Woe unto every slandering traducer,, |
|
| 2. |
O ki mal yığdı, onu saydı durdu. |
| Who hath gathered wealth (of this world) and arranged it. |
|
| 3. |
Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanıyor. |
| He thinketh that his wealth will render him immortal. |
|
| 4. |
Hayır, andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır. |
| Nay, but verily he will be flung to the Consuming One. |
|
| 5. |
Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? |
| Ah, what will convey unto thee what the Consuming One is! |
|
| 6. |
Allâh'ın tutuşturulmuş ateşidir. |
| (It is) the fire of Allah, kindled, |
|
| 7. |
(Bir ateş) Ki gönüllere işler. |
| Which leapeth up over the hearts (of men). |
|
| 8. |
O, onların üzerine kapatılıp kilitlenecektir. |
| Lo! it is closed in on themm |
|
| 9. |
(Kendileri,) Uzatılmış direkler arasında (bağlı) olarak (kalacaklardır). |
| In outstretched columns. |
|