|
| 1. |
Biz senin (bunalan) göğsünü açmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genişletmedik mi)? |
| Have We not caused thy bosom to dilate,, |
|
| 2. |
Ve atmadık mı senin üzerinden yükünü? |
| And eased thee of the burdenn |
|
| 3. |
Ki (o, ağırlığından) sırtını çatırdatmıştı! |
| Which weighed down thy back; |
|
| 4. |
Senin şânını yükseltmedik mi? |
| And exalted thy fame? |
|
| 5. |
Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. |
| But lo! with hardship goeth ease, |
|
| 6. |
Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. |
| Lo! with hardship goeth ease; |
|
| 7. |
O halde (işlerinden) boşaldığın zaman (ibâdete) dur. |
| So when thou art relieved, still toill |
|
| 8. |
Rabb'ine niyaz et, yalvar. |
| And strive to please thy Lord. |
|